Söz ve Eylem ile Komünistlerin Birliği Üzerine Söyleşi

0

Bu yazı, Köz Gazetesi’nin 2012 Haziran 26. Sayısında Yayımlanmıştır.

Pusulasını Şaşırmayan Komünistler olarak, Nisan ayında Söz ve Eylem dergisi ile KöZ’ü buluşturan bir söyleşi düzenledik. Söyleşiye komünistlerin birliğini hedefleyen pek çok kesim olmasına rağmen komünistlerin birliğinin hangi amaç ve ilkeler üzerinden şekilleneceğine dair bir kafa karışıklığı olduğunu belirterek başladık. Etkinlikteki komışmamızda ise partileşme stratejimiz, komünistlerin hangi amaç ve ilkelerde bakması gerektiğini anlattık.

Nisan ayı içerisinde Söz ve Eylem dergisi ile KöZ’ün katıldığı bir söyleşi düzenledik.

Etkinlik devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Açılış konuşmasında bugün komünistlerin birliğini hedefleyen pek çok kesim olmasına rağmen bu birliğin hangi amaç ve İlkeler üzerinden şekilleneceğine dair bir kafa kanşıklığının olduğu; bu söyleşinin de komünistlerin birliği ihtiyacını daha da görünür kılması gerektiği ve komünistlerin birliğini sağlamaya hizmet etmesi gerektiği vurgulandı.
Birinci Tur Konuşmalar
İlk sözü alan, Söz ve Eylem dergisinden bir arkadaş şunları söyledi:
“Dünyamız bugün yeni bir krizin eşiğindedir. Güç dengeleri değişmiştir. Henüz genelleşmemiş olsa da dünyamız bir halk savaşının eşiğindedir. Yönetenler artık eskisi gibi yönetemiyor, yönetilenler eskisi gibi yönetilmek istemiyor. Bunalım ve devrim üst üste binmiş durumda. Işçi sınıfının bugüne kadar üzerinde olan atalet kınlmaya başlamıştır. Türkiye’ye geldiğimizde 12 Eylül’den bu yana süren bir iç savaş vardır ve bölgede emperyalist bir müdahaleyle Türkiye kendini yeniden yapılandırmaktadır. İşçi sınıfı henüz bir güç olamamış olsa da üzerinde büyük bir baskı vardır. 1900’lerin başında da işçi hareketi devrime hazırlıksız yakalanmıştı Bugün de öyledir. İşçi sınıfı her yenilgiden ideolojik bir üstünlükle çıkmıştır. Oysa Sovyetlerin dağılmasıyla ideolojik olarak da bir yenilgi yaşamıştır.
Bize Marksizmin yenilgisinden bahsediyorlar. Ben buna inanmıyorum ama Marksist hareketin ciddi bir kriz yaşadığına inanıyorum. Dikkat ederseniz Marksizm kavramlan yerine burjuva kavramlarla tartışmaya başladık. Bu çözülmediği sürece Komünistlerin Birliği konusunda bir adım dahi atamayacağımızı düşünüyorum. Marksizme bulaşmış bu aynk otları temizlenmeden yeni bir ideolojik hat oluşturamayız.
Hiçbir ideolojik birlik kendi başına bir anlam ifade etmez. Ancak siyasal ve örgütsel tarza büründüğü ölçüde anlamlıdır. Geçmişteki bütün silahlarımızın neredeyse hepsi eleştiri konusu haline getirildi. Lenin’in örgütlenme tarzı en fazla karşı konulan ve eleştirilen konulardan birisi. Devrimci bir parti teorisi oluşturmadan komünistlerin birliği konusunda adım atılacağını düşünmüyorum. Siyasal birlik ise; sürekli olarak kendini yenilemekle oluşur. Hep İlkeler üzerinden birlikten söz ederiz. Bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. İlkeler gerekli ve zorunludur ama yeterli değildir. İlkeler sizin siyasetinizle bir içerik kazanır. İlkeler bir plana ve programa dönüşmüyorsa o program karşınıza bir plan olarak çıkmıyorsa, ilkeler üzerinden varılan bir birlik doğru bir hatta yürüyemez. Bugüne kadar iki tür birlik süreci yaşandı. Birincisi biliyorsunuz, TBKP’nin, TİP’in, TSİP’in bir araya gelmesiyle ÖDP’nin birleşmesiydi. Bunlar ciddi deneyimlerdir. Aynı zamanda bunlar güçsüzlük temelinde yapılan birlilderdir. Buralarda da ilkelerde anlaşılmıştı oysa. Esas olanın ilkeler olmakla beraber o ilkelere can verecek bir pratik programın ortaya konması gerekiyor. Biz 70’lerde sahip olduğumuz inanca, özveriye bugün sahip değiliz. O dönemde olduğu gibi bugün kitlelerle iç içe yaşamıyoruz. Bize bazı alanlar verilmiş, oralarda yaşayıp gidiyoruz. O yüzden teorik programdan çok pratik programın önümüze konması gerekiyor. Yüzyılın başında da aynı sorun vardı komünistlerin karşısında. Komünistlerin birliğinin bir plana bağlanması gerektiğini düşünüyorum.”
KöZ adına konuşmacı ise şunları söyledi:
“Komünistlerin birliği sorunu ve yükselen toplumsal hareketlerin ne anlama geldiği üzerinde duruldu. Bu konularda bazı şeyler söyleyeceğim. İlk olarak genel bir birlik anlayışını bir kenara koymak gerekir. Öteden beri ‘bütün ülkellerin işçileri birleşin diye başlarız söze ve bunun olmamasından şikayet edilir. İlk kez Manifesto’da dile getirilen bu sözler oldukça hazin ve de trajiktir. Dolayısıyla bir dilek olarak bütün ülkelerin işçilerinin birleşmesi ve kapitalizme karşı harekete geçmesi oldum olası söylenir durur ama bunun nasıl olacağına sıra geldiğinde işçi sınıfının sosyolojik yapısı, burjuva toplumun niteliği gibi nesnel olgulardan söz edilir. Asıl sorun bu nesnel temellere rağmen bunun olmamasıdır. Kaldı ki işçilerin zaman zaman bazı somut talepleri için bir araya geldikleri örgütlenmeler yarattıkları da bir vakı oldu. Sorun bu değildir. Sorun işçileri burjuvazinin karşısına bir sınıf olarak ve sınıf mücadelesi için bir araya getirmektir. İşçiler hiçbir zaman hiçbir yerde kendiliklerinden böyle bir birliğe kavuşmamışlardır, kavuşamayacaklardır. Bunun için ayrı bir müdahaleye gerek vardır ve ve çoktan beridir böyle bir ihtiyaç yakıcılığun korumaktadır. Bu itibarla genel olarak ne işçilerin birliğinden ne de soyut bir birilk arzusundan bahsetmek yerine bu somut birlik ihtiyacını tarif etmek gerekir. Bugün işçilerin bir sınıf olarak burjuvazinin karşısına bir kuvvet olarak dikilmesi için lazım olan olmazsa olmaz koşulun gerçekleşmesi lazımdır. Bunu biz ‘komünistlerin birliği’ olarak tarif ediyoruz. İşçilerin birliğinden önce işçileri birleştirmesi gereken bir kuvvet haline gelmesi gereken siyasal bir kuvvet için bir önkoşul olan komünistlerin birliğinden bahsediyoruz. Yani komünistlerin birleşmesi derken bir araya gelip birlikte iş yapmasından bahsetmiyoruz. Çok net ve somut bir hedef için komünistlerin birliği fikrinin altını çizmek gerekiyor. Öncü kuvvetin yaratıln-lasım hedefleyen, amaç ve İlkelerde olduğu kadar örgütsel sorunların kavranışında ve önceliklerin sıralanmasında anlaşmış komünistlerin birleşmesinden bahsediyoruz. Böyle olunca kendisine komünist diyen herkes bunun içine girmez. Hatta sadece aynı referanslara, aynı amaç ve İlkelere sahip komünistlerin bir araya gelmesi de bunu ifade etmez. Bugünün en acil sorununu ortak ifade eden ve bu sorunu çözmek için anlaşmış olan komünistlerin birliği bugünün öncelikli ve acil sorunudur.
Bununla birlikte bunları sıraladığımız zaman aynı amaç ve İlkelere sahip komünistlerin birliği ile Komünist Enternasyonal hakkında değişik değerlendirmeler yapanlar var. Biz birlik çerçevesinin ideolojik sınırım buralardan çiziyoruz. Bundan daha geniş bir birlik anlayışını ben bilmiyorum. Farklı yerlerden farklı zamanlarda, farklı tempolarda gelen komünistlerin bir takım görüş ayrılıktan olması elzemdir. Bu çerçevenin çizilmesi bunun için önemlidir.
Diyoruz ki tartışmalarımızı bu referanslar üzerinden yapalım. İşçilerin birliğinden önce komünistlerin birliğini sağlamak gerektiği konusunda bir fikir birliğine ihtiyaç vardır. Yani aynı amaç ve İlkelere inanan, aynı referanslara sahip komünistler birleşmesini kastediyoruz – işçi sınıfının kendi kendine bir araya gelmesini değil.
Yani, bu Leninizm’i kabul etme iddiasının somutlanmasıdır. Bunu kabul eden komünistlerle kendimizi smulanz. Bu birliğin çerçevesini ve muhataplannı tarif ve tasvir etmek önemlidir ve kendi başına apredici bir unsurdur. Bahis konusu olan somut olarak bir parti inşası olduğu zaman bunu söylemek yetmez. Bunun yolunu da göstermek gerekir ve biz burada örgütlerarası bir birlikten bahsetmiyoruz. Pazarlık ve müzakerelerden birlik çıkmaz. Birlik projesinin muhatabı olacak örgütlü komünistlerin parti için bir araya gelerek anlaşmalar yaparak, tartışmalar ve müzakereler yapması değil mesele. Seçilmiş delegelerin oluşturacağı kuruluş kongresinde sağlanması gereken bir birliktir, bu. Sonuç olarak bizim için birlik, parti kuruluş kongresidir. Örgütlü komünistler taviz vermeden kongre kapısına kadar örgütlülüklerini dağtmamakla yükümlüdürler. Bunun dışında kalan her şey teferruatur. Önemlidir ama esasa dair değildir .Bunlar bir partinin siyasi faailiyeti ile çözülebilecek konulardır. Komünistlerin birliğini hedefleyenler açısından stratejik sorun kendisini işçi sınıfı yerine koyup siyaset yapmak değildir. Komünistlerin birliğini sağlayacak kongreyi toplamaktır.
Partinin kuruluş kongresi tesis edilene kadar temel kilavuz budur. Bizi bu hedefe yaklaştıracak bütün taktikler doğrudur. Aksi taktirde dünyada meydana gelen olaylar teferruat kabul edilmelidir. O nedenle KöZ’ün arkasında duran komünistlerin sunduğu birlik projesi diğer bütün birlik anlayışlarından farklıdır.”
İkinci Tur Konuşmalar
KöZ’ün ardından Söz ve Eylem Dergisinden başka bir arkadaş söz aldı:
“1900’ler devrim yüzyillıydı. Umut yüzyılıydı. 1980’1er umutsuzluk yüzyılı, devrimci iddialarını yitirme yüzyılı. Siyasi gericilik dönemlerinde devrimciliğin hiçbir getirisinin olamamasına rağmen insanlar Marksist oluyorlar. Smıfimız perişan. Burjuvaziyse muazzam bir kriz içinde. Böyle bir durumda dünya devrimini zafere ulaştıracak, smıfin bütün öfkesini bir yerde toplayarak devrimci bir özneye ihtiyaç var. Komünistlerin birliği açısından sınıfın devrimci partisini yaratma noktasında artılarımız ve eksilerimiz var. Arzularımız var bir parti ihtiyacını iliklerine kadar hissetmiş kadrolar var. Nasyonalizme, liberalizme savrulmamış devrimci kopuşu sağlamış kadrolar var. Komünistlerin birliği sağlandığında akın edecek çok insan var. Bu Türkiye kamuoyunda çok sıcak bakılan bir gelişme. Eksiklerimize gelince devrimci kadroların sayısı sınırlı ve parçalı. Birleşik katkıyla oluşmuş devrimci programdan ve planlamadan yoksunuz. Sınıf yatağından kopukluk önemli bir sorun. Dağınıklık kaynak israfına yol açıyor. ‘Bir küçük burjuvanın devrimci olmasını engelleyen bin bir tane neden olduğu gibi bir proleterin devrimci olmasını kolaylaştıran bin bir tane neden vardır’ diyor Althusser. Sınıf yatağından 80’lerde koptuk. Şu andaki kadrolar genelilde küçük burjuva kökenli. Ancak komünist ilişkiler ağı içinde bu kadrolar kendini yenileyebilir. Lenin diyor ki ‘anlaşabilmemiz için önce farklılıklarımız ortaya koyabilmeliyiz.’ Farklılıklarımız ve ortak noktalar nelerdir?”
Yine Söz ve Eylem dergisinden başka bir arkadaş ise şunları söyledi:
“Aslında birlik diye tarif edilen zayıfların birliği olmuştur bugüne kadar. 80’lerde ve sonrasında yenilginin asıl nedeni iktidarsızlıktı. Ekim Devrimi’nin sonuçlanyla birlikte Sovyetlerin de yıkılması ciddi bir inançsızlığı da beraberinde getirdi. Biz kadrolar sosyalizme inanıyorduk; olabileceğine inanıyorduk. Bu dönüşümü kadrolarda yaratamadığımız sürece ülkemizde ya da dünyada yaratacağımız birlik tarifine yapılacak katkının sınırlı olacağını düşünüyorum. Türkiye sol hareketindeki kadrolar kendi inanç sistematiğini geliştiremedi. Devrimci öz diye tarif ettiğimiz devrimci inanç ve örgütlenmeyi kendi kadrolannda geliştiremeyince ‘kendi zayıflığını’ başkalarıyla birleşerek güç haline gelebiliriz’ diye düşünmeye başladık. Birlik liberaller içinde gelişmeye başladı. Bunları bir araya getiren sosyalizmden kopuştu.
Önümüze pratik bir süreç koymalıyız.Toplumsal bağ dediğimiz şey de budur.Parti dediğimiz şey bizi sınıfla buluşturabilmelidir.”
KöZ adına konuşan arkadaş ise ikinci konuşmasında şunları ifade etti:
“Sınıf yatağından akmaktan çok bahsedildi. ‘Birleşebilmek için farklılıkların ortaya konması gerekir’ dendi. ‘Devrimci parti için devrimci bir plan gerekir’ dendi. Biz de böyle bir plan öneriyoruz zaten. Komünistlerin Birliği Platformu tam da bunun için kurulmuştur.
Kenan Evren’in karıştır barıştırından doğdu liberalizm. Biz hiçbir grubu, çevreyi dağıtmıyoruz. Mustafa Suphi TKP’sinin kongresinde de gruplar vardı. Bunlar bir kongrede bir araya gelmediler mi? Herkes kendi grubunu birarada tutmalıdır ki bizi bir arada tutacak bir pratiğe muhtaç olalım. Ona can havliyle sarılalım. ‘Bir merkez komitesi kurmadan, bir parti teşkilatı kurmadan RSDİP’in ikinci kongresini örgütleyeceğiz, yukardan aşağı parti teşkilatını yeniden kuracağız’ dediler. Bizim esin kaynağımız budur. Peki bu örneği bugüne nasıl getirebiliriz?
Birlikte çalışmaya alışmış, birbirine güvenen örgütleri dağıtmayın ama bu örgütler aynı amaç ve ilkelerde anlaşıyorsa; önceliklerini birlikte saptamışlarsa ademi merkeziyetçi bir tarzda ortak bir tutkalla birarada yürümesini sağlayın.
Yıllar süren ademi merkeziyetçi bir faaliyetin sonucunda yerel örgütlerin aynı siyasal yayın organı, aynı kimlikle Rus sosyal demokratları olarak yürüttükleri faaalyetin sonucunda bu kongre toplanmıştır ve o kongrede ilk kez demokratik merkeziyetçi bir parti ortaya konmuştur. Iskra’nın hedefi de kongreyi örgütlemekti. O kongreden ne çıkacağı ise delegelerin bileceği iş.
Sınıf yatağından çok bahsedildi. TKP kurulduğunda sınıf profili neydi? 70’lerde neydi? Şimdi ne? Kapitalizm ihtiyacına göre bir araya getiriyor işçi sınıfını 20 sene önce Fransa’da Paris’in göbeğinde bir fabrikada 30 bin işçi çalışıyordu. Şimdi onlar dağıtılmış küçük küçük işletmelere. Eski adetlerle onlara ulaşamazsınız. ‘Tunus’ta emekçiler ayaklandı Bin Ali’yi devirdi’ diye yazanlar istanbul’da Newroz’da bir araya gelen, çatışan kitleye Kürt diyor. Onu Kürt hareketi diye tanımlayarak dişliyor.
Siyasal iktidan hedeflememiz için partiyi kurmamıız gerekiyor. Bizim bütün taktiklerimiz stratejiye tabidir. Biz bir greve dahi komünistlerin birliğini geliştirebilmek için gireriz. Bütün taktiklerimiz, planlarımız buna göredir.”
Söz ve Eylem dergisi adına konuşan arkadaşın ikinci tur konuşması ise şöyle oldu:
“Şimdiye kadar pek çok girişim oldu. Ne yapılmaması gerektiğini açığa çıkarırsak daha iyi olur diye düşünüyorum. TKP ve Komintem’den bahsedildi. Biz bugün somut bir birlikten söz etmeliyiz. Proletarya diktatörlüğünden ne anlıyoruz mesela. Enternasyonal bizim için sadece örgütlenme modeli değil, düşünce biçimidir de aynı zamanda. Gruplar üzerinden birlik anlayışları olumsuzlukla sonuçlandı. Kongrede birleşmekten bahsedildi. O kongrede bizi biraraya getirecek olan nedir? Iskra bir plandır, örgüttür, bir ideolojik hattır. Bizim plandan anladığımız budur. İlkeler üzerinden birlik soyuttur. Somut bir plan ortaya koymamız gerekir.
İdeolojisiyle, dağıtım ağıyla Iskra’dan bir ayaklanma organı yaratmıştır Lenin. Bizim iki tane sorunumuz var. Sosyalistlere işçi sınıfının güven sorunu ve sınıfla buluşma sorunu. Bugün sınıfı örgütlemek için başka araçlara ihtiyacımız var. Sosyalistler bir araya gelmiş, Güvencesizler Hareketi’ni oluşturmuş. İçinde bir tane bile güvencesiz yok.
Bize bir eylem planı lazım bize. Burada anlaşamazsak bir adım atamayız.”Söz alan bir arkadaşımız ise şunları ifade etti:
“Kuruçeşme toplantılarında örgütsel yapıları sulandırarak birlik yapanlar liberal bir zemine kaydı. Bizim bulunduğumuz gelenek geçmişte örgütlü yapılan sulandırmadan bir birlik sağladı. Ancak bu da tutmadı. ‘Partimiz’ tasfiyeci bir yola girince biz de yollarımızı ayırdık. Komünist Enternasyonal’in ilk 4 kongresi konusunda, yani amaç ve İlkeler konusunda eksiklerimiz vardı.
Ortaklaşma sağlayamamıştık. O çok eleştirdiğimiz TDKP’nin başına gelenlerin bizim başımıza da geleceğini göremedik. TDKP’den aynlanlar küçük de olsa örgütlerini korumak yerine TDKP’yi tekrar diriltmeye giriştiler. Sonuçta onların önemli bir bölümü düzene karıştı.Komünistlerin Birliği Platformu ise bize çok önemli bir perspektif sunuyor. Komünistler nerede birleşecek, hangi yolda hangi amaç ve ilkelerin arkasında duracak? Biz ne yaparsak yapalım Komünistlerin Birliği için yapmıyorsak eksik yaparız. Stratejimiz Komünistlerin Birliği’ni hedeflemiyorsa eksik kalır. Sadece bizde değil, tüm dünyadaki komünistlerde iktidar ruhu yok oldu. Bu zaten 5. kongrede başlıyordu.
Tasfiyeciliğin birinci ayağı neydi? Kadrolardaki iktidar ruhunu yok etmekti. Bizde de öyle olmadı mı? Bütün tasfiyeciler önce kendi kadrolanndaki iktidar perspelctifini yok ettiler. İşte Komünistlerin Birliği Platformu reformcu, hatta tasfiyeci bir yola girse biz neyle hesap sorarız? Arkasında durduğumuz referanslarla hesap sorarız.
Biz geçmişte şimdi arkadaşların dediği gibi ‘proletarya diktatörlüğünü savunanlar komünist görürürüz’ dedik. Ama sonuç ortada. Şunu çok net söyleyebilirim ki Komünistlerin Birliği Platformu olmasaydı biz de belki diğer arkadaşlar gibi başka yerlere savrulabilirdik. O yüzden de bu topraklarda en net olan birlik projesini ortaya koyan bu platformdur. Ancak birbirimizi tanımanın yolu da birlikte ortak faaliyet örgütlemekten geçer. Son olarak önümüzde 1 Mayıs var. Yan yana yürüyerek ‘Yaşasın Komünistlerin Birliği’ soganını birlikte haykıralım diyorum.”
Ortak iş yapma çağnsıyla, olumlu bir havada biten etkinliğe yaklaşık 60 kişi katıldı. Etkinlik, 3 saat sürdü.
Devrim için Devrimci Parti, Parti için Komünistlerin Birliği! Pusulasını Şaşırmayan Komünistler…

Paylaş