KöZ’ün Sözü: 1 MAYIS İşçi Bayramı Olacak!

0

[Bu yazı KöZ Gazetesi’nin Nisan 2001 tarihli 1 Mayıs özel sayısında yayımlanmıştır.]

2000 1 Mayısı reformistlerle sendika bürokratlarının bayram etmesine vesile olmuştu. 2001 1 Mayısı hem sermayenin krizi ile artan kapitalist saldırıların altında geldi, hem de cezaevlerindeki saldırılara karşı direnişin zindan duvarları ardında tecrit olmasıyla iyice vurgulanan devrimci önderlik krizinin damgasını taşıyor.

Bu koşullarda 2001 1 Mayısını «kurtarmak» mümkün değildir; çünkü bunun için gerekli olan araç, devrimci parti mevcut değildir. Ama 1 Mayısları kurtarmak, düzenin süsü ve bir istikrar etkeni haline gelmesini önlemek mümkündür.

Komünistlerin birliğini savunanlar bunun için mücadele ediyor.

1995’lerden beri, işçi sınıfının en ileri ve en militan kesimlerinin düzenle bağları en zayıf olan kesimler arasında olduğu belli olmuştu. Sınıf hareketinin bir yükseliş çizgisinde olduğu yıllar boyunca da işçi sınıfının sendikasız, sigortasız, işsiz kesimleri öne çıkmıştır. Ne var ki, bu kesimler aynı zamanda işçi sınıfının en örgütsüz ve en çok ezilen, sömürülen kesimleridir. Bu demektir ki, kapitalist saldırılar karşısında en korunaksız olanlardır. Üstelik seçmeli terör saldırılarının öncelikli hedefi olan devrimciler de bu kesimler içinde yoğunlaşmaktadır. Krizin sonuçlarının ve cezaevlerindeki saldırıların ilk elden buralarda etkisini göstermesi bundandır. PKK’nin «yeni yöneliş»inin maneviyat bozucu etkilerini en çarpıcı biçimde görüldüğü kesimlerin burada olması da tesadüf değildir.

Ne yazık ki, sınıf mücadelesinin yükseldiği koşullarda işçi sınıfının bu kısmının örgütlendirilmesi doğrultusunda girişimler olsa da, bu konuda kalıcı dayanıklı mevziler yaratılabilmiş değildir. Dolayısıyla, sınıf mücadelesindeki geri çekilme eğilimlerinin en çarpıcı bir biçimde göze batacağı alanlar buralardır. Bu koşullar daha çok buralarda yoğunlaşan devrimcileri de elbette etkilemektedir. Varoşlarda esas olarak kadro devşirme maksadıyla çalışan ve kalıcı mevziler yaratmaya önem vermeyenlerin şimdi bu kesimler arasında barınmaları da giderek zorlaşmaktadır. Bu ise dikkat ve ilgilerin başka kesimlere ve başka alanlara yönelmesini dürtüleyen başlıca etkendir.

Oysa bu konuda eksiklikleri kendi kusurları olarak gören komünistler, değişen koşulların farkında olarak yönelişlerinden ve sorumluluklarından vazgeçmemektedir. Aksine sınıf dayanışması ve sınıf mücadelesi çizgisini terk etmeksizin, geri çekilme koşullarında da işçi sınıfının en dinamik kesimleri arasında çalışmaya devam edeceklerdir. Yeni durumun gerektirdiği örgütlenme ve mücadele yöntemlerini bulma, bu koşullarda en elverişli sınıf mücadelesi araçlarını yaratıp geliştirme sorumluluğunu üstlenmelidirler. Ancak bu takdirde, sınıf mücadelesinin yeni bir evreye girmesiyle birlikte yükselecek olan dalgayla ileri çıkma imkanı yaratılabilir hatta sadece bu sayede yeni bir yükselişin mimarları olunabilir.

Yeni dönemin öne çıkan sorunları ve ihtiyaçları yeni araçlar, yeni şiarlar, yeni yöntemler yaratma gereğini dayatmaktadır. Komünistler bu somut ve acil sorunlara yanıt bulma konusunda da başarı sağlayabildikleri takdirde asli görevleri olan komünist partiyi yaratma hedefine ulaşabileceklerdir. Ancak bu takdirde, birinci elden muhatapları olan kesimlerin güvenini kazanmaları ve mevcut sorunların karmaşası içinde çıkmaz yollarda enerjilerini tüketen devrimcilerin dikkatlerini çekebilmeleri mümkündür.

Her ne kadar kriz koşulları işçiler arasında rekabeti ve kazanılmış haklar üzerinde cimrice ve bencil bir direnme eğilimini körüklüyor olsa bile, bu koşullar aynı zamanda birleşik bir mücadelenin imkanlarını da sunmaktadır. Zira kazanılmış hakları ve ayrıcalıkları bir bir ortadan kaldıran kriz koşulları aynı zamanda işçiler arasına örülen duvarlarda gedikler açmaktadır. Aynı koşullar, bu ayrıcalıkların pazarlığı sayesinde kendilerine varlık ve manevra imkanı bulan sendika bürokrasileri ile reformistlerin ayaklarının altındaki zemini de kaydırmaktadır. Ama ne işçiler kriz sayesinde titreyip kendilerine gelirler, ne de sendika bürokratları ve reformistlerden kurtulmanın yolu sermayenin krizlerinin
otomatik mekanizmalarıyla açılır. Aksine işçilerin sınıf bilincine ulaşmaları için devrimci partinin müdahalesi gerekir. Sermayenin işçileri düzene bağlamak için beslediği yahut iltimas geçtiği reformistlerle sendika bürokratlarından kurtulmak için de aynı araca ihtiyaç vardır. Devrimci bir sınıf siyaseti için devrimci parti gerekir. Devrimci parti komünistler tarafından planlı bir hazırlıkla yaratılmalıdır.

Hazırlık Dönemi Nasıl Aşılır?

Ama parti olmadan parti gibi davranılamayacağı fikrinden hareket edip, devrimci bir parti yaratılana kadar «karpuz büyütme»nin daha isabetli ve mübah olduğu sonucuna mı varmak gerekir? Bu sonuca şu ya da bu yoldan varanlar ne derlerse desinler onların asıl amacı bu olsa gerektir. Aksine devrimci bir partiyi yaratmak için örgütlü bir hazırlık döneminden geçmek gerekir. Bu hazırlık faaliyeti işçi sınıfının en devrimci en militan kesimleri saptanarak ve öncelikle bunlar arasında yoğunlaşan bir çalışmayı kılavuz ederek yürütülmelidir.

Çünkü devrimci parti işçi sınıfının tümünü örgütlemeyi hedeflemez. Onların en ileri kesimlerini ayırdedip kendini bunlarla sınırlar. İşçi sınıfının diğer kesimleriyle toplumun tüm ezilenlerini bu öncünün peşine takmayı hedefler. Komünistler işçi sınıfının bu kesimlerine akıl fikir vermeye gitmezler. Zaten akıl fikir vermeyi marifet sayanların nereye yöneldikleri çok önemli değildir; her halükarda akıbetleri aynı olur.

İşçi sınıfının şu yahut bu kesimini ayırt ederek burada bir öncelikli çalışma yürütürken bu kesimleri isabetle teşhis etmek yetmez. Önemli olan, onların gündelik ve acil sorunlarına somut yanıtlar getirip, bu sorunların çözümü için örgütlendirilmelerini ve seferber olmalarını sağlamak suretiyle çalışmanın yollarını bulmaktır.

İşçi sınıfının şu ya da bu kesimine kendisine kadro devşirilecek bir yığın gibi bakanlar, işçi sınıfına adeta kapitalistlerin baktığı gibi bakmaktadırlar. Bu nedenle, bu gibiler sınıf mücadelesinin inişli çıkışlı seyrine göre, yüzlerini farklı yerlere dikmeye eğilimli olurlar; hareketin olduğu yerde bereket görürler. Hareketin geri çekildiği koşullarda, başka arayışlara yönelmeleri bundandır. Komünistler ise, işçi sınıfının en ileri kesimlerini örgütlendirerek seferber etmek için mücadele ederler. Bunun için de sınıf mücadelesinin inişli çıkışlı seyri karşısında yönlerini değiştirmezler. Aynı kesimlerin yeni sorunlarına ilişkin somut çözüm yolları bulmak zorundadırlar.

İşçi Sınıfının Farklı Kesimleri, Farklı Sınıflara Ait Değildir

Öte yandan işçi sınıfının farklı kesimlerini birbirlerinden ayırt etmek bunlardan birinin esas işçi sınıfı ötekinin sınıfın dışında bir kesim oluşturduğu anlamına gelmez. İşçi sınıfının reformistlerin ve sendika bürokratlarının peşinden giden ayrıcalıklı kesimleri de tabii ki işçi sınıfının organik bir parçasını ifade eder. Bu nedenle işçi sınıfının en örgütsüz, en çok sömürülen kesimleri arasında bir öncelikli çalışma çizgisi, ne sınıf mücadelesinin yükseldiği dönemlerde, ne de geri düştüğü koşullarda, işçi sınıfının öteki kesimlerinin terk edilmesini gerektirmez.

İşçi sınıfının örgütsüz kesimlerinin öncelikle örgütlendirilmesi sadece bu kesimlerin bir ihtiyacına yanıt değildir. Bu kesimlerin örgütlenmesi ve kendi talepleri için mücadeleye kalkışması, örgütlü ve sendikalı olanların gözbağlarını erken kaldırmalarını sağlamanın en iyi yoludur. Zira işçi sınıfının ayrıcalıklı kesimleri de görerek yaşayarak öğrenmekte ve
bilinçlenmektedir. Zaten tam da bu nedenle işçi sınıfının örgütsüz kesimlerinin örgütlendirilip mücadeleye çekilmesi acil bir ödevdir.

İşçi sınıfının en çok sömürülen kesimleri arasındaki örgütlenme ihtiyacını küçümseyen, daha dar ve geri örgütlenme biçimlerini sınıf örgütlerine tercih eden, sınıfın farklı kesimlerine düşmanca bakmaya kadar varabilen eğilimlere karşı mücadele de önemlidir. Ama bunun için de aynı kesimler içinde yoğunlaşan bir çalışmaya ihtiyaç vardır.

Buna karşılık, işçi sınıfının sendikalı, şu ya da bu biçimde iş güvencesine sahip, nispeten yüksek ücret alan kesimlerinin bütün süreci seyirci olarak izleyip öylece bilinçlenmesini mi beklemek gerek? Aksine bu kesimler arasında çalışmayı reddetmek mümkün değildir. Ancak bu kesimlerin sırtında bir kambur vardır: sendika bürokrasisi.

Sendika bürokratları vasıtasıyla aynı kesimler reformistlerin etkisine daha açık bir konumdadır. Reformistler ve sendika bürokratları işçi sınıfının bu kesimlerini kazanılmış hakları koruma masalıyla oyalamakta ayrıcalıklarına kıskançça sarılmalarını teşvik etmektedir. Oysa bu eldeki hakları kaybetmenin en kestirme yoludur. Çünkü dağıtılabilecek ayrıcalıkların miktarı azaldıkça, örneğin kriz koşullarında, bunlardan yararlananların sayısı da hızla azalmaktadır.

Varolan kazanılmış haklar sınıf mücadelesiyle kazanılmıştır ve ancak sınıf mücadelesiyle korunabilir. İşçi sınıfının ayrıcalıklı kesimleri arasındaki çalışma reformistler ve sendika bürokratlarıyla uzlaşmayan bir tutuma ihtiyaç gösterir. Bu alanda devrimcilerin önündeki engel sadece sınıf düşmanının baskı aygıtlarından ibaret değildir. Bu kesimler arasındaki çalışmanın ana ekseni «mevcut hakları korumanın yolu bu hakların herkesçe paylaşılmasını istemektir» fikri üzerine oturtulmalıdır. Bu mücadelenin sınıf hareketinin yükseliş koşullarında izleyeceği yol, benimseyeceği yöntemler farklıdır; şimdiki gibi geri çekilme dönemlerinde izlemesi gerekenler farklı olmalıdır. Bu yol ve yöntemler bulunabilirse, işçi sınıfının giderek birbirine yaklaşmaya başlayacak olan kesimleri arasında bir güven ilişkisi temelinde kök salmak mümkün olabilir.

O zaman sermayenin ve onun uşaklarının yahut uşaklık etmeye hevesli olanların işçi sınıfının farklı kesimleri arasında açtığı uçurumun kapanmasının somut koşulları doğmaya başlayacaktır. O zaman İşçilerin daha fazla ücret, daha kısa iş günü, daha iyi çalışma koşulları için mücadele birbirinden kopuk ve birbirine rakip işçilerin sermayenin oyunlarına açık mücadelelerinin kısır döngüsünden sıyrılması mümkün olacaktır. O zaman işçilerin bir sınıf olarak mücadele etmelerine engel olan koşullar ortadan kalkacak ve sınıf mücadelesi asıl hedefine yani, işçi sınıfının siyasal iktidarı ele geçirmesine yönelebilecektir.

Komünistler bu mücadeleye önderlik edecek partinin yaratılması için mücadele ediyor.

YAŞASIN KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ!

Paylaş